2008 yazının son dönemlerinde yeni Apple Macbook serisinin ‘Brick/Unibody’ diye tabir edilen vida montesiz, tek döküm modellerinin haberleri çıktığında hiç etkilenmemiştim. Belli ki Apple ekonomik krizinde etkisiyle modellerinde marjinal bir tekno yenilik yapmayacak ve lansmanda en öne çıkarılabileceğine karar verdikleri yeni kasa teknolojisinin üzerine gidecek diye düşündüm. Sonbaharda yeni Apple Macbook serisi çıktı, reklamlar beynimi yıkamıştı ve bir tane de ben aldım. İşte tam o sıralarda Türkiye’de, Türk Hava Yolları genel müdürü Temel Kotil, havaalanında terlikleriyle geziniyordu. İki ay sonra deve kesilip duran havalimanında bakımları yapılan/yapılamayan bir THY uçağı, Amsterdam’a düştü. İçinden şansa kurtulan 121 kişinin arasında bir Unibody Macbook Air da vardı.
Bu muhteşem alet, uçağın ön bölmünde seyahat eden Sefer Barış isimli arkadaşınmış, kaza ile birlikte aldığı hasara karşın ‘boot’ edebilir durumda kurtulmuş, dolayısıyla bilgileri de. Tabii bu haberi okuduğum Macsever sitesinde olay, Apple teknolojisinin muhteşemliği ve sağ kurtulan Mac kullanıcısına duyulan sempati arasında bir metin ile kutsanmış. Fakat ben, bu haberi okuduktan sonra sadece, uçak uçurmaya çalışan THY neanderthal‘leri ve ‘THY yönetimindeki uçaktan daha sağlam laptop’ yapan bir zihniyetin yarattığı tezatı yaşadım.



Comment