Negativland
Olağandışı Beyefendiler

extraordinary

extraordinary-2

Geçen hafta, geri kalanına zihin yoramadığım Comica Festival kapsamında Alan Moore ve Kevin O’Neill‘ın bulunduğu Royal College of Arts rektörü Christopher Frayling’in yöneticisi olduğu bir sohbet vardı, gittim. Etkinliğin gerçekleştiği ICA, genel olarak Londra’da güncel görsel sanatlara yönelik organizasyonlar yapan, boş işlere pek bulaşmayan bir organizasyon. Ortalama iki ayda bir ‘gitsem görsem’ denilecek bir film veya organizasyon oluyor.

Alan Moore, pek önem verdiğim ve çok beğendiğim bir yazar – zihni nasıl çalışıyor algılamak için iyi bir fırsat oldu. Ezoterik temaları kendine has bir grafik roman kurgusuyla işlemesi ve her daim paganist bir  ‘güneş – iktidar’ karşıtı tavır ile tarafını belli etmesi Alan Moore edebiyatını ilginçleştiriyor. Sohbet, Alan Moore’un 10 yıldır devam eden ve Kevin O’Neill ile kendi imkanları ile çıkarttıkları ‘The League of Extraordinary Gentlemen’ çizgiroman serisi ekseninde gerçekleşti.

leagueofextraordinarygentlemen

Moore, genel olarak serisine değindiği konuşmasında, ‘İngilizlik’ algısına çok önem verdiğini, Britanya tarihinde ve ingiliz ezoterizminde çok önemli bir dönem olan, kendisinin de kafayı bir hayli taktığı, Victoria dönemine değindi. Bu dönemde özellikle paralel evren ve alternatif gerçeklik konseptiyle, hikayeleri değişik zaman-mekanlarda geçen kahramanları bir araya toplamasının yarattığı atmosferin metninin en önemli unsuru ve ‘The League of Extraordinary Gentlemen”in yaratılmasının sebebi olduğunu ifade etti.

Bu sırada çizgiromanının Hollywood tarafından filme uyarlanması sonucu çıkan amerikanlaştırılmış ucubeliğe (kendi tabiri) oldukça uzun değindi. Özellikle Amerikalı senaristlerin orjinal hikayenin hiçbir yerinde geçmeyen Tom Sawyer’ı filme dahil etme ısrarlarını, ‘Herhalde bizim ekleyebileceğimiz elimizdeki tek kahramanımız Tom Sawyer diye düşündüler, adamlar ne yapsın!’ diyerek dalgasını geçti – izleyen ingilizler de bu espriye baya güldüler. Hissettiğim kadarıyla hikayelerinin ‘Hollywood’ tarafından nötralize edildiğine inanıyor ve filmleri oldukça net biçimde benim işlerimle ve amacımla asla ilgileri olamaz diyerek tekrar tekrar olumsuzluyor. Sinema çevrimlerine değil de, çeviren kaynağa karşılığını sürekli beyan etti zira.

Amerikan çizgiroman piyasasıyla uyuşamamasını ise, süper kahraman serilerinin (genel olarak sürekli neşriyatı kastederek…) okuyucu kitlesinin en fazla 18 yaşında olabileceğini,  ürünlerin bu yaş grubuna göre yazılıp çizildiğini, bu nedenle hikaye içeriklerinin belli bir algı düzeyini aşmasının imkan dahilinde olmadığını belirtti. Kahramanlara çizilen kutularındaki aksiyonun çizgiromanları sattırdığını, insanların çizgiroman karelerinde bulunanlardan daha fazlasını zaten arzulamadığını söyledi. Bu konuda ben de, Amerikan süper kahraman neşriyatının çizgiroman mecrasının potansiyelini kullanamamış ve tekrar sıkıcılığına hapsolmuş olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle Alan Moore ve gibilerinin Amerikan serileri gibi uzun soluklu işler üretmeleri ticari ve sanatsal olarak mümkün görünmüyor, gerek de yok.

league

Ay ve Kadın tabii…

‘The League of Extraordinary Gentlemen”deki Kevin O’Neill birlikteliğiniyse, onun yaşayan en ‘ingiliz’ çizerlerden biri olduğunu ve tarz birlikteliğinin yarattığı kimya ile projenin kimliğini kazandığını dile getirdi. Gerçekten de Kevin O’Neill, dikey kadrajları, Steampunk renk paleti ve uzun ince karakterleri hikayenin tam aradığı tat. Alan Moore, seride bir çok fikri Kevin O’Neill ile birlikte geliştirdiğini söylerken, O’Neill, Alan’ın kendisine çok ayrıntılı ve net senaryolar yolladığını, buna rağmen kendisini yenilikler yapmak konusunda özgür bıraktığını, buna da çok az gerek duyduğunu belirtti.

ICA’e birlikte geldiği iki eşi, paganik değneği ve tipiyle oldukça ‘başka’ biri gibi görünse de aslında bildiğimiz ‘Geek’ insanlardan biri olduğu, okuduğu bazı konulara obsesyon geliştirdiği ve bunlar üzerine kurduğu stiliyle çizgiroman edebiyatı tarihinin bence en önemli yazarını görmek enteresan oldu. Zaman bulduğumda Alan Moore edebiyatı ve çizgiromanları hakkında yazacağım…

Fotoğrafların gerisi: Flickr

Comment

*
*