İki hafta önce Hayward Gallery’deki Ed Ruscha sergisine gittim. Genellikle bu tür retrospektif ve yoğun sergiler sonrası bir okuma ve üzerine gevezelik etme süreci yaşıyordum ancak bu sefer olmadı. Gördüğüm sergiyi yeniden kurcalama fırsatını ancak buldum.
Ed Ruscha’nın grafik tasarım ve sanat arasında kurduğu denge, şimdilerde tekrar yoğun biçimde tartışılmaya başlanan bir konu olduğu için oldukça ilgi çekici. Artık konvansiyonel diyebileceğimiz tipografik yerleştirmeler, renk paternleri ve simge-imge-mesaj üzerine giden tarzıyla oldukça ilginç işler karıştırmış ve bu ‘tüketim’ bildirisi görselleştirmelerini subjektif dertlerini yansıtmak için kullanmış. Kendisi de grafik dizayn ve sanat eğitimi almış biri olarak işlerini formüle etmekte hiç zorlanmamış, dizayn konvansiyonları ve sanat arasında güzel bir denge kurmuş.
Ben, en çok dağ fikrini/imgesini resmetmeye çalıştığını belirttiği, yamuk tuval kullanmış olduğu ‘The mountain’ serisini ve bir sanayi kompleksinin yıllar içindeki değişimi resmettiği diptiklerini beğendim. Genel olarak 60′lar sonrası Amerika’sının kendi halkını maruz bıraktığı kapitalist propagandadan bunalmış ve ‘dejenere’ kavramı ile uğraşmış biri olduğunu düşündüğümden işlerinden keyif aldım. Bir sanatçının tuvalin biçiminden, çeşitli semantik oyunlara, tipografiden değişik boyama tekniklerine kadar farklı deneyler yaparak kendini bu denli konsantre ve net yansıtabilmesi oldukça ilginç ve ilham verici.
Serginin içeriği dışında, belkide Londra’nın en yamuk salonlarından Hayward Gallery’de gezerken oldukça zorlandım, uzun zamandır ilk defa tek başıma gittiğim bir sergi olduğu için olsa gerek, sanat ortamında başımın çaresine bakmayı unutmuş da olabilirim. Fakat bir gün ‘küratör labirenti’ diye bir kavram uydurulsa, benim aklıma ilk gelen sergilerden biri bu olacaktır.



Comment