Negativland
Red Dead Redemption

İşten güçten nefes alır almaz, önce Alan Wake sonra uzun zamandır beklediğim Red Dead Redemption’a vaktimi harcamaya başladım. Alan Wake’den özellikle Bright Falls film serisi ile başlattıkları promosyonları nedeniyle büyük beklentim vardı. Ancak amerikan korku türünün antolojisini kurcalıyoruz diye başlayıp, el feneriyle hayalet avcılığı ile biten ‘hedef kitlede marjinal sapma’ şaşkınlığı, RDR’ın da elime geçmesinin etkisiyle rafa kalkmasına neden oldu. Alan Wake yapımcıları henüz oyunun başında The Shining, Stephen King, Twin Peaks’i direkt anarak saymaya başlarken Red Dead Redeption Back to the Future III, Sam Peckinpah (The Wild Bunch) ve daha bir çok referansını endirekt anarak oyunun malzemesi yapmış.

Red Dead Redeption, Houser kardeşlerden beklediğim üzere hikaye anlatımı, atmosfer ve oynanabilirlik açısından bugüne kadar oynadığım oyunlar içerisinde en eğlencelisi diyebilirim. (Seth…) Özellikle oyunun genellikle kırsal alanda geçmesinin neden olabileceği boşluk hissi, NPC karakterlerin tam olması gerektiği gibi yazılmış ve seslendirilmiş hoş sohbet gevezelikleri ile yok edilmiş. Zaten bu sorun halledildikten sonra geriye bir Western‘de görmek isteyeceğiniz tüm eğlenceyi dizayn etmek kalmış.

Oyuna toplumla uyumlu bir kovboy olarak başlayıp, kasabadaki otorite boşluğundan faydalanıp sorun çıkaran her serseriyi öldüren bir ‘aranan’ olarak devam ettiğim için oldukça eğleniyorum. GTA IV’a kıyasla özellikle kasabalarda birini öldürür ve aranmaya başlarsanız açık alan nedeniyle paçayı yırtması yer yer zorlayıcı ve fakat eğlenceli. Genel olarak kovboyların ‘kaotik iyi’ karakterler oldukları düşünülünce ‘iyi’ veya ‘kötü’ olmak için özel bir çaba sarfetmek gerekiyor, bu da oyunun gidişatını oldukça etkiliyor. Rockstar’ın açık alan türü ve metin yazarlığı konusunda piyasadaki tüm yapımcılardan önde oldukları kesin.

Pek Western kültürü sevmeyen biri olarak ‘Yılın oyunu’ ödülümü şimdiden RDR’a verdim. High Noon, The Wild Bunch, Red Dead Redemption…


Comment

*
*