Negativland

Gadget

Vimeo ve Iphone

500x_vimeoiphone

Flickr ile birlikte ücretli hizmetinden pek memnun olduğum diğer online servis Vimeo sonunda iphone desteğini sağladı. Iphone’un flash desteği olmaması yakın zamanda da sağlayacak gibi görünmemesi, diğer tüm servisleri iphone için uyum çalışmaları yapmaya zorluyor. Kullanıcı profilini düşününce, vimeo aslında bu servisi vermekte geç bile kalmıştı, neyseki harika bir arayüz ve Quicktime altyapısıyla her şeyi en güzel biçimde halletmişler. Bu sayede blog’daki Vimeo videolarının da izlenebilirliğe kavuşması iyi oldu.

Polaroid SX-70

‘Mid-Century Design”dan bahsetmişken Polaroid fotoğraf makinelerini anmadan olmaz. Amerikan ‘consumerism‘ kültürünü dizayn yaklaşımları ile şekillendirmiş en önemli isimlerden Charles ve Ray Eames‘in Polaroid’leri tanıttıkları bu videoda, basitçe insanları yeni bir tüketim alanı olacak olan ‘fotoğraf’ ile tanıştırıyorlar.

Bu filmi izlerken garip bir biçimde insanların ekonomik sınıf tanımlarının teknoloji tüketimi ile şekillendirilmeye başlandığı ilk ‘an”ı görür gibi oldum. Sanki bir gün Ray Kurzweil‘ın Singularity’si gerçekleşirse, karanlık bir delikte bu film de aklıma gelecek.

Lomography Store

lomo-1

lomo-2

lomo-3

Bugün dolanırken, Carnaby St.’in arka sokaklarından birinde ‘Lomography‘ dükkanı ile karşılaştım. Mercek, filtre, flaş ve kaçınılmaz olarak şekillerine göre kategorilere ayrılmış Lomo, Diana, Holga vs. tipi lomografik estetikte çekim yapan makinalar satılıyordu. Her makinanın üstüne bir de içinde eğlenen, mutlu ve güzel insanların fotoğraflanmış olduğu, ‘bunu alırsan fotoğrafın böyle görünür yada bunu alırsan sen de onlar gibi mutlu ve güzel biri olabilirsin’ kitapçığı iliklenmişti. Bir fotoğraf makinası olarak ürünler komik olsa da, sunumları ve kültürel pazarlama estetiği lezizdi.

Çözdüğüm kadarıyla bu ‘Lomography Store”lar dünyanın her yerinde açılmaya başlanıyor, ‘mutlu, güzel ve sürekli eğlenen’ insanlar için güzel bir fotoğrafçılığa başlama fırsatı…

Mac vs. PC

ARTimation 09‘da “Best Compositing” ödülü almış “supernerd” bir çalışma. Nick Greenle.

Poolga

speakerbot2

304

human

354

piotr_kruk

Poolga, farklı ülkelerden değişik grafik alanlarında çalışan insanların üretimlerini ekledikleri, çoğunluğu leziz bir Iphone arkaplanı sitesi. Arkaplanlar, siteye Iphone ile girip, resimlere parmağınızı basılı tutarak kaydedilebiliyor.

poolga.com

Project Natal ve Milo

Project Natal, Microsoft’un piyasaya çıkaracağını söylediği bir hareket tanımlayıcı kontrol mekanizması. Bu aparat karşısında hareket eden oyuncunun ekrandaki yazılımı yöneteceği ve artık düğmesiz bir aracı olmadan oyun oynanabileceği ön görülüyor. Bu teknoloji  E3 2009 sırasında daha sonra, son üç aydır Microsoft Avrupa oyun bölümünün başında olduğu ortaya çıksa da, Peter Molyneux ve ekibi tarafından geliştirilen Milo ile tanıtıldı.

Milo, oyun dünyasında aslında yaptıklarını değil yapmak istediklerini anlatarak insanları manipüle etmesiyle meşhur Molyneux’ün, heyecanla anlattığı bir grafik yapay zeka, anlatılana göre at deyince atıyor, tut deyince tutuyor… Bu ürünleri, birazda pazarlama yöntemleri nedeniyle olsa gerek, görünce etkilenmemek mümkün değil. Ancak Gametrailers baş editörü Shane  Satterfield, Project Natal tanıtımında Milo ile vaad edilenleri mantıklı bulmadığını bunların bir illüzyon ile sunulmuş manipülasyonlar olabileceğini söylemiş. Shane’e göre demo sırasında Milo söylenecekleri daha önceden biliyor ve birisi tarafından hareketleri kontrol ediliyormuş.

Bana göre de bu proje daha tam olarak çerçevesi kurulmamış ve hedefi belli olmayan, sadece Microsoft’un japonlara pazarı kaptırmamak için apar topar ortaya fırlattığı bir simulakra gibi geldi. Müşterilerin bir süre sonra takip etmeyi bırakacağı ancak Microsoft’un uğraştıklarını bilecekleri bir dönem içinde, Peter Molyneux şapkadan bir tavşan çıkaracak, insanlarda paraları sayacak.

Dieter Rams #2

Daha önce Dieter Rams’a değinmiştim. Muhterem, yine daha önce değindiğim Cold War Modern sergisi için çekilmiş bu dokümanterde çalışmalarına değiniyor, güzel anlatıyor…

Apple Macbook ve Türk Hava Yolları

thyamsterdam

macbook_air_crash_06

macbook-air-crash_01

2008 yazının son dönemlerinde yeni Apple Macbook serisinin ‘Brick/Unibody’ diye tabir edilen vida montesiz, tek döküm modellerinin haberleri çıktığında hiç etkilenmemiştim. Belli ki Apple ekonomik krizinde etkisiyle modellerinde marjinal bir tekno yenilik yapmayacak ve lansmanda en öne çıkarılabileceğine karar verdikleri yeni kasa teknolojisinin üzerine gidecek diye düşündüm. Sonbaharda yeni Apple Macbook serisi çıktı, reklamlar beynimi yıkamıştı ve bir tane de ben aldım. İşte tam o sıralarda Türkiye’de, Türk Hava Yolları genel müdürü Temel Kotil, havaalanında terlikleriyle geziniyordu. İki ay sonra deve kesilip duran havalimanında bakımları yapılan/yapılamayan bir THY uçağı, Amsterdam’a düştü. İçinden şansa kurtulan 121 kişinin arasında bir Unibody Macbook Air da vardı.

Bu muhteşem alet, uçağın ön bölmünde seyahat eden Sefer Barış isimli arkadaşınmış, kaza ile birlikte aldığı hasara karşın ‘boot’ edebilir durumda kurtulmuş, dolayısıyla bilgileri de. Tabii bu haberi okuduğum Macsever sitesinde olay, Apple teknolojisinin muhteşemliği ve sağ kurtulan Mac kullanıcısına duyulan sempati arasında bir metin ile kutsanmış. Fakat ben, bu haberi okuduktan sonra sadece, uçak uçurmaya çalışan THY neanderthal‘leri ve ‘THY yönetimindeki uçaktan daha sağlam laptop’ yapan bir zihniyetin yarattığı tezatı yaşadım.

NIN ve Canon 5D Mark II

Canon 5D Mark II ile çekilmiş Nine Inch Nails – Burn performansı. Kimi kameranın full hd video görüntüsünü izlemek için, kimi de Robin Finck için videoyu keyifle izleyebilir şüphesiz.

Canon EOS T1i

t1i

Bir süredir, yavaş ve sakince araştırdığım Pro DSLR modellerini incelediğim sitelerde, Geek’ler arasındaki 25 Mart’da Canon’un yeni açıklayacağı makina ve lenslerin heyecanını izliyordum. Canon 5D Mark II‘nun Avrupa stoklarında zor bulunuyor olması (resesyonun etkisi olsa gerek.), Canon’un özellikle Mark II’de ayyuka çıkan apple-vari bir ‘aslında eksik ama biz böyle istediğimiz için, eksik değil’ tekno ürün pazarlama anlayışı üstüne kendisini konumlandırdığı fiyat düzeyi, birçok insanı Nikon D700 ve yeni çıkacak modellerin beklentisine fırlatmış.

İşte bu hengame arasında Canon 500D T1i tanıtıldı. Bu ürün, DSLR fotoğrafçılığa yeni başlayanların alabilecekleri en iyi fiyat/performansı sunmak için konumlandırılmış gibi algılanıyor.  Makine, 5D Mark II’nin kullandığı Digic 4 Cmos’unu kullanıyor, aynı 920.- dot arka LCD, 15.1 MP (gayet yeterli), 3200 ISO hassasiyeti ve FULL HD video kayıt üstüne HDMI portuna sahip. Fakat burada videocu fotoğraf çocuklarının ağlamak istediği nokta, Canon Mark II 30 kare Full HD video çekerken, T1i 20 kare çekebiliyor. Kelimelerin matematiğine atıf yaparsak; (FULL HD Video Cam = 5D Mark II + 500D T1i – 25 frame)

Ürünün İngiltere fiyatının 870 pound olacağı söyleniyor ki zaten genelde Amerika’ya kıyasla ürünler Avrupa’da 200 dolar kadar pahalıya satılıyor; çirkin fiyat. Bende ön incelemelerden sonra oluşan ilk imaj, Canon’un sınıf lideri ürün yaratmak yerine niş doldurmak için çıkardığı sınıf karması bir ürün olduğu oldu. Ürün vaadettiklerini verecek ama asla gerçek bir Geek’in 800 Pound’a hakettiği ‘O’ makina olmayacak, tıpkı 2100 Pound’a satılan Canon 5D Mark II’nun olmadığı gibi.